GDO KARŞITLARI GEMLİK’TE

GDO’ya Hayır Platformu 28 Ağustos Cumartesi günü Gemlik İskele Meydanında ve 29 Ağustos’da Belediye Düğün Salonu Önünde Mısır Balonu ile birlikte GDO’ya Hayır İmza kampanyası ve Broşür dağıtımı gerçekleştirilecek.

29 Ağustos’ta Gemlik’te panel var

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Ve Yaşamımıza Etkileri konulu paneli Gemlik belediye düğün salonunda gerçekleştirecek olan GDO’ya Hayır Platformu ilçede çeşitli etkinliklere de imza atacak.

Düzenlenecek olan Panele Yönetici olarak Nilüfer Yerel Gündem 21 Sekreteri Mehmet Kartal katılırken, Panelistler :Dr. Yavuz Dizdar İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, Ahmet Atalık Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube başkanı ve Arca Atay Ekolojik Yaşam Derneği Başkanı olacak.

GDO’ya hayır platformu yaptığı açıklamada “Yaşamımızın her safhasında tükettiğimiz mısır, soya, pirinç, patates, domates, ve kanola gibi pek çok bitkinin genetik yapısı, çokuluslu biyoteknoloji şirketleri tarafından içlerine farklı bitki ve hayvan türleriyle virüs ve bakteri genleri eklenerek değiştiriliyor. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar kısaca GDO’lu denilen bu bitkilerin tohumları ve bunlardan üretilen işlenmiş gıdalar kontrolsüzce ülkemize sokuluyor, pazar ve marketlerde satılıyor, mutfaklarımıza giriyor ve sağlığımızı tehdit ediyorlar” dedi. GDO’ların Tarıma, Ekolojiye, İnsan Sağlığına, Gıda Egemenliğine, Biyolojik Çeşitliliğe ve Ülkenin Bağımsızlığına karşı en büyük tehdit ve saldırı olduğunu belirten grup üyeleri, Kapımızda beklemekte olan tehlikenin farkında olun,GDO’ları Tohum ve Gıda olarak ülkemize sokmak isteyenlere karşı mücadele edin, G D O ’ Y A H A Y I R D E Y İ N !” şeklinde açıklamada bulundular.

Kaynak: gundemmedya.com

BANDIRMA LİMANINDA GDO’YA HAYIR EYLEMİ

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara (GDO) Hayır Platformu üyeleri. Bandırma Limanı’nda GDO’lu ürünlerle ilgili yasa tasarısını protesto etti. GDO’ya Hayır Platformu Yerel Bileşenleri üyesi yaklaşık 40 kişilik grup. Marmara Bölgesi’nin en büyük ikinci limanı olan ve her ay yurtdışından gemilerle tarım ürünlerinin getirildiği Bandırma Limanı kapısı önünde toplandı.

GDO karşılı pankartlar açan grup adına basın açıklaması yapan Kadir Dadan, yurtdışından GDO’lu mahsul getiren kurum ve şirketleri takip ettiklerini söyledi. GDO’lu ürünlerle ilgili yasa tasarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini Yalnız çocukları değil, tüm ailesini bir ömür boyu doğal ve sağlıklı gıdalarla beslemek isteyen ve buamaçla genetiği değiştirilmiş organizmalara hayır diyen bizler, bu yasa tasarısının baştan aşağıya gözden geçirilerek, GDO’lu tohumların ekimine, ihracına ve ithalatına engel olacak şekilde yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.” dedi.

Kaynak: Ege Telgraf – 24.8.2009

GDO’YU SAVUNMAK ATOM BOMBASINA EVET DEMEKLE AYNI

İzmir GDO’ya Hayır Platformu bileşenleri tarafından gerçekleştirilen basın toplantısında Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO)’ların sağlıklı nesiller, biyolojik zenginlik, gıda güvenliği ve güvencesi için büyük bir tehdit olduğunun bir kez daha altı çizildi.

Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında Platform adına konuşan Şube Başkanı Ferdan Çiftçi, hükümet sözcüsü Cemil Çiçek’in GDO’lu bitkilerin ekimine izin verileceğini Haziran ayında açıkladığını hatırlattı.

Bakan Çiçek’in açıklamasında GDO’ların bebek mamalarında, küçük çocukların besinlerinde kullanılmasına izin verilmeyeceğini söylediğin aktaran Çiftçi Bakana, “Büyüklere zarar vermeyeceğini nereden biliyorsunuz” sorusunu yöneltti. Basın toplantısında konuşan E. Ü. Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Türkiye’de GDO’lu tohumlardaki verimlilikle ilgili iki bilimsel araştırma yapılmış olmasına rağmen sonuçlarının açıklanmadığını belirtti.

Kaynak: Evrensel Gazetesi – 19.08.2009

ANADOLU TOPRAĞINA ‘TERMİNATÖR’ TOHUMLAR EKİLECEK!

Meclise gönderilmek üzere Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılan Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağı’nı sert dille eleştiren Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Genel Başkanı Dr. Gökhan Günaydın, tasarının yasalaşması halinde Türk üreticisinin üç- beş tane uluslar arası tohum ve ilaç şirketinin tekeline gireceğini ve biyolojik zenginliğimizin yokolacağını söyledi.

Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Dr. Gökhan Günaydın, Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lı (GDO) tohumların Türkiye’de ekiminin önünü açacak olan biyogüvenlik tasarısının yasalaşması halinde toplum sağlığının ciddi tehdit altında olacağını söyledi. Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağı başlığıyla imzaya açılan tasarının derhal geri çekilmesi gerektiğini vurgulayan Günaydın, Terminatör teknolojisiyle üreme yeteneği alınmış tohumların üreticinin tohum ayırma hakkını da elinden aldığını savundu. Günaydın, anormal doğumlar, alerjik reaksiyon ve kısırlık gibi tehlikelerin de kapıda olduğunu söyledi.

GDO’LU TOHUMLARIN EKİMİNE SERBESTLİK GETİRİLİYOR

GDO’ya Hayır Platformu’nun, Ziraat Mühendisleri Odası Mehmet Yüceler Eğitim Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında konuşan Günaydın, dünyada ilk kez 1994 yılında ticari olarak piyasaya sürülen GDO’lu ürünlerin, 1998 yılından bu yana, hiçbir denetime tabii tutulmadan Türkiye’ye girdiğini belirtti. Son yılda iki milyon ton düzeyinde GDO’lu mısır ve soyadan üretilen işlenmiş ürünün 800′den fazla çeşitle tüketicinin sofrasına ulaştığını anlatan Günaydın, hiçbir etiketleme yapılmadan satışa sunulan bu ürünlerin, halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini savundu. Bu durumun tüketicinin bilgilenme hakkını ihlal ederek halk sağlığını hiçe saydığını dile getiren Günaydın, ‘Hükümet sözcüsü, konuyla ilgili konuşmasında, zaten ithalatı serbest olan ve tüketilen bu ürünlerin Türkiye’de ekimine de serbestlik getirileceğini ifade etti. Anlaşılıyor ki, şimdi sıra, GDO’lu tohumları Türkiye’nin temiz topraklarına ekmeye geldi’ şeklinde konuştu.

TOHUMLUK AYIRMA TARİHE KARIŞACAK

Kamuoyundan sır gibi saklandığını iddia ettiği tasarının yasalaşması durumunda GDO’ların üretimi ve tüketimine izin verileceğini ve bu ürünlerin risk değerlendirmesinin şirketlerin kontrolünde olacağını söyleyen Günaydın ortaya çıkacak vahim tabloyu şöyle özetledi: ‘GDO’lu ürünlerden zarar gören çiftçiler ve tüketiciler zararlarını ispat etmek zorunda bırakılacak, bu ürünlerin zararlı olmadığının ispatı şirketlerin üzerinde olmayacak. Bu ürünleri ülkemize sokan veya üreten şirketlerin cezai sorumlulukları oldukça düşük olacak. Zarara uğradığını iddia eden çiftçiler zamanaşımı tehdidi ile karşı karşıya kalacak. Risk denetimine tabi bu ürünlerle ilgili bilgiler kamuoyuna açıklanmayacak, şirket sırrı olarak korunacak. Tüketicilerin sağlıklı gıda tüketme hakları, küçük çocuklarla sınırlandırılacak, sadece küçük çocuk ürünlerinde GDO kullanılmayacak. Ülkenin tüm genetik varlıkları şirketlerin kontrolü altına bırakılacak. Çiftçiler, tohumluk ayırma haklarını yitirecek; tozlaşma vb. yollarla ürünlerine GDO bulaşmışsa şirketlere tazminat ödemek zorunda kalabilecekler. Bu ürünlerin denetimi konusunda çiftçi, tüketici, ekoloji örgütlerinin; bağımsız bilimsel kurumların, meslek odalarının herhangi bir söz ve karar yetkisi olmayacak.’

TOPRAKLARIMIZ KAR ARACI HALİNE GELECEK!

GDO’lu tohum ve pestisitleri (zirai mücadele ilacı) üreten şirketler arasında yapılan evliliklerin, üreticiyi bu şirketlere daha çok ödeme yapmak zorunda bırakacağını savunan Günaydın, yatay gen kaçışlarıyla doğada geri dönüşümü mümkün olmayan bir sürecin başlayacağına işaret etti. Günaydın, Türkiye’nin biyoçeşitliliği ve çevresel değerlerinin tahrip olacağını belirterek, ‘Böylece tüm dünyada konvansiyonel ürünlere göre daha verimli olmadığı ve daha çok pestisit tükettiği kanıtlanmış olan GDO’lu tohumlar, temiz topraklarımızı ve üreticimizi, çokuluslu şirketlerin kar aracı haline getirecektir’ şeklinde konuştu.

AB ÜLKELERİ KISITLAMA GETİRİYOR

AB ülkelerinde toprakların %1′inden azında ve yalnızca bir GDO’lu mısır türünün ekimine izin verildiğini anımsatan Gökhan Günaydın, Avusturya, Macaristan, Yunanistan, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde GDO’lu ekim alanlarının 165 bin hektardan 105 bin hektara daraltıldığını belirtti. Avrupa Birliği’nde, içeriğinde % 0.9′dan fazla GDO’lu hammadde bulunan ürünlerin ancak etiketlenerek satışına izin verilmekte olduğunu söyleyen Günaydın, ‘Halk sağlığı yanında, Türkiye’nin kendine özgü kültür ve inanç yapısına saygı gösterilme gereği duyulmadan, GDO’lu gıdaların serbestçe satışı gerçekleştirilmektedir. Şimdi soruyoruz; bu Tasarı Taslağı kime hizmet etmektedir? Halkın GDO’lu ürünlere hiçbir talebi yokken, halkın örgütlerinden gizlenerek, hangi amaç ve nedenlerle bu düzenleme gündeme getirilmektedir?’

GENETİK KİRLENMENİN ÖNÜNE GEÇİN

Çiftçiler ve tüketicilerin, meslek odaları ve sivil toplum örgütleriyle birlikte tasarıya karşı örgütlenmesinin en temel hakları olduğunu vurgulayan Günaydın, ‘Ülkemizi açlık ile terbiye etmeye girişenlere karşı, bu yasansın meclis gündemine gelmeden geri çekilmesini talep ediyoruz. Bu ülkenin genetik varlıklarını, biyolojik çeşitliliğini, tohumlarını korumak, toplumsal barışın, adaletin olmazsa olmaz ön koşullarıdır. Bu doğrultuda, hemen hiç vakit kaybetmeden, toplum olarak vekil ettiklerimize bir kez daha sesleniyoruz, şirketlerin geleceğini değil, doğa ve toplum için biyolojik geleceğimizi koruyun. Bir an önce biyogüvenlik altyapısını oluşturun, bu konuda bütçeden bir pay ayırarak ülkemizde genetik kirlenmenin önünü alın. Çiftçilerin daha nitelikli ve sağlıklı üretim yapmasına yönelik örgütlenmeleri geliştirin. Tüketici ve ekoloji örgütleriyle, doğru ve açık bir bilgi paylaşım sürecini başlatın. Toplumun onayını almadan, apar topar hazırladığınız bu yasaya, bu ülkenin gerçek sahipleri olan bizler direneceğiz. Yok oluşumuzu seyretmektense, kendi kaderimizi belirlemeyi tercih edeceğiz’ şeklinde konuştu.

Yusuf Yavuz
Kaynak: Atlas – Keşfetmek İçin Bak 30.06.2009

http://www.kesfetmekicinbak.com/gundem/08751

GDO’LU ÜRÜNLER SAĞLIK SORUNLARI YARATABİLİR

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Gökhan Günaydın, Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lı (GDO) ürünlerden işlenmiş gıda ürünlerinin sofralara ulaşmasının, halkı alerjik reaksiyon, antibiyotik dayanıklılık, toksik etki, artan doğum anomalileri ve kısırlık gibi sağlık sorunları ile karşı karşıya bırakacağını söyledi.

Günaydın, GDO’ya Hayır Platformu’nun Ziraat Mühendisleri Odası Mehmet Yüceler Eğitim Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında, 1994 yılından beri GDO’lu ürünlerin ticari olarak piyasaya sürüldüğü, 1998 yılından beri de hiçbir denetime tabii tutulmadan Türkiye’ye girdiğini öne sürdü.

Konuyla ilgili Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağı’nın, Bakanlar Kurulu’nda olduğunu ve TBMM’ye sevk edilmek üzere imzaya açıldığını anlatan Günaydın, tasarı taslağının yasalaşması halinde, Türkiye’de GDO’lu ürünlerin üretimi ve tüketimine izin verileceğini, bu ürünlerin risk değerlendirmesinin şirketlerin kontrolünde olacağını ve ülkenin tüm genetik varlıklarının şirketlerin kontrolü altına bırakılacağını savundu.

Tasarı kime hizmet ediyor

“Terminatör teknolojisi ile üreme yeteneği alınmış tohumların, üreticinin tohum ayırma hakkını da elinden aldığını” iddia eden Günaydın, “GDO’lu ürünlerden işlenmiş gıda ürünlerinin sofralarımıza ulaşması, halkımızı daha da ağırlaşan alerjik reaksiyon, antibiyotik dayanıklılık, toksik etki, artan doğum anomalileri ve kısırlık gibi sağlık sorunları ile karşı karşıya bırakacaktır” diye konuştu.

Yetkililere, bu tasarı taslağının kime hizmet ettiğini ve halkın GDO’lu ürünlere talebi yokken hangi amaç ve nedenlerle bu düzenlemenin gündeme geldiğini soran Günaydın, Türkiye’yi açlık ile terbiye etmeye girişenlere karşı, bu yasanın Meclis gündemine gelmeden geri çekilmesini talep ettiklerini dile getirdi.

Günaydın, bir gazetecinin söz konusu taslak tasarısının Meclis’e getirilmesindeki amacı sorması üzerine, GDO’lu ürünlerin yüzde 99’unun 5 ülkeden getirildiğini, bu ürünlerin yüzde 99’unu da mısır, soya, pamuk ve kanolanın oluşturduğunu belirtti.

Kaynak: hurriyet.com.tr
1 Temmuz 2009