GDO’LU TOHUMLARA BÜYÜK TEPKİ

Aralarında Çevre Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, Tüketicileri Koruma Derneği, gibi kuruluşların da bulunduğu Genetiği Değiştirilmiş Organizmaya (GDO) Hayır Platformu’ndan yapılan açıklamada, “Türkiye’ye her yıl milyonlarca ton genetiği değiştirilmiş mısır, soya ve pamuk giriyor. Bunların işlenmesiyle oluşturulan 700’den fazla gıda maddesi tüketici sofrasına ulaşıyor. Bebeklerimizin, çocuklarımızın, yetişkinlerimizin sağlığı bu ürünler yüzünden tehdit altında. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi hazırlanan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı Taslağıyla da GDO içeren ürünlerin ekimine, ithaline ve tüketimine meşru zemin sağlanmaya çalışılıyor” denildi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Genetiği değiştirilmiş ürünler üzerinden kimi çevreler kirli bir ticaret yapıyor ve büyük rantlar elde ediyor. Şimdi sıra genetiği değiştirilmiş tohumları ülkemiz topraklarına ekmeye geldi. Hazırlanan taslak da yasalaşırsa ortada hiçbir engel kalmayacak. GDO içeren ürünler sağlığımızı bozacağı gibi ekonomimizi de olumsuz etkileyecek, Türkiye’yi tohum açısından çokuluslu birkaç şirkete mahkum edecektir.”

Cumhuriyet 27 Haziran 2009

OKAN’IN DESTEĞİNE DESTEK (Ali SAYDAM)

Cumartesi, gecenin bir saatinde Okan Bayülgen’e takıldım. Her cumartesi mutlaka belli bir süre olsa da bakarım. NTV’de yaptığı programın formatıyla hiç alakası olmayan Disko Kralı’nda gösterdiği performans, saatlerce bitip tükenmeyen enerjisi, her zaman ilgimi çekmiştir. Bu kez yaptığı müthiş riskli iş, bir kez daha kendisine hayranlık duymama neden oldu.Cumartesi gecesinin doğal akışı içinde olan konuklarının tamamen dışında iki ‘aktivist’i sahnede yanına oturtmuştu.

Biri Prof.Dr.Kenan Demirkol (İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi) diğeri Abdullah Aysu (Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Başkanı). Konuklar yanlarında tişörtler getirmişlerdi. Tişörtlerin üzerinde yuvarlak içinde GDO harfleri vardı. Ve bu harflerin üzerine çapraz bir çizgi çizilmişti. ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara Hayır’ sloganını içeriyordu. Okan, onca gırgır şamata içinde bu önemli konuya gençlerin dikkatini çekerek olağanüstü bir ‘sorumlu vatandaşlık’ örneği veriyordu.

Konu şu: Türkiye’nin tarım dünyasını tamamen maniple edecek yabancı şirketler destekli, genleriyle oynanmış tohumların nasıl kullanılacağını belirleyecek bir yasa çıkmak üzereymiş. Bu yasanın çıkması için uluslararası şirketler ellerinden geleni artlarına koymuyorlarmış. Sözüm ona ilgililer, bu yasanın ‘düzenleme’ getireceğini savunuyorlarmış. Oysa Kenan hocaya göre gizli ajanda, Türkiye tohum piyasasını GDO’lara ve yabancı şirketlere peşkeş çekmekmiş. Sivil inisiyatif olarak da tek tük girişimlerin dışında pek bir hareket yokmuş ortada… Okan Bayülgen de sadece mevcut değil, tüm gelecek kuşakların sağlığını tehdit ettiği iddia edilen GDO’larla savaşa destek veriyor. Durum ciddi! Dine, imana ve her türlü ideolojiye aykırı olan bu yasayla ilgili gerek iktidar partisine gerekse muhalefet partisine düşen görev, bu ciddi durum karşısında ciddi inisiyatifler ve aksiyonlarla ortaya çıkmaktır. Okan elinden geleni yapıyor. Birkaç köşe yazarında da rastladım. Umalım ki ‘kim vurdu’ya gelmeyiz.

Kaynak: Akşam Gazetesi/15.6.2009

 

Genetiği Değiştirilmiş Yalanlar

Mikroorganizmaların, böceklerin, bitkilerin ve hayvanların yaratılışlarından itibaren milyonlarca yıldır, kendi evrimsel sürecinde gelişen ve değişen genetik özelliklerine yapılan müdahaleler, çok da geniş olmayan bir yelpazede, ancak insanlığın gereksinim duyduğu en önemli ürünler üzerine yapılmaktadır. Örneğin küresel biyoteknolojik ürün alanlarının çoğunu, pestisit tolerans ve bakteri genleri aşılanmış soya, pamuk, kanola ve mısır, yani toplam 4 ana ürün işgal etmektedir.

Okumaya devam et