ABD, GDO ve İlaç Şirketleri İçin Türkiye´den Kolaylık İstedi

Türkiye tarafını Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve dış ticaretten sorumlu Zafer Çağlayan’ın, ABD tarafını ise Ticaret Temsilcisi Ron Kirk ve ABD Ticaret Bakanı Gary Locke’un temsil ettiği toplantı sonrası Amerikan-Türk İş Konseyi’nin kurulduğu resmen açıklandı.

İki ülke arasında ekonomik ve ticari işbirliğini artırmaya yönelik çeşitli konuların ele alındığı heyetlerarası görüşmelerde, fikri mülkiyet haklarının korunması konusunda yeni bir çalışma grubu kurulması kararlaştırıldı.

TÜRKİYE PAZARA GİRİŞ İSTEDİ

ABD heyetinin görüşmelerde Türkiye’nin genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) konusundaki yeni yönetmeliği ve Türkiye’ye ilaç satan şirketlerin Sağlık Bakanlığı yetkililerince yerinde denetlenmesi konusunu gündeme getirdiği ve bu konuda bazı kolaylıklar istediği belirtildi. Türkiye ise özellikle Bursa siyah inciri ve nar gibi bazı tarım ürünlerinin ABD pazarına girişi önündeki engellerin kaldırılması konusunu masaya getirdi. Türk tarafı iş konseyinin ilk toplantısının kasım-aralık ayında Türkiye’de yapılmasını önerdi. Locke, niçin yeni bir iş konseyine ihtiyaç duyulduğu sorusuna, “Fazladan mekanizma kurmanın bir sakıncası yok. Bu iş konseyi spesifik sektörlere odaklanacak ve hükümetlere tavsiyelerde bulunacak” yanıtını verdi.

Milliyet –

Türkiye’nin GDO gerçeği

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından Biyogüvenlik Kanununa dayanılarak 13 Ağustos’ta çıkartılan yönetmelikle GDO’lu ürünlerin ülkeye girişine izin verildiğini iddia ederek, ”Türkiye GDO’lu ürün ithalat merkezine dönüşüyor, aynı ürünleri üretecek üretici ve sanayici cezalandırılıyor” dedi.

Günaydın, Ziraat Mühendisleri Odası genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında Biyogüvenlik Kanunu’na dayanılarak 13 Ağustos’ta çıkartılan GDO’lu ürünler yönetmeliği ve Türkiye’deki buğday üretimini değerlendirdi.

GDO’lu ürünlere ilişkin ilk yönetmeliğin Ekim 2009 yılında çıkarıldığını ve 6 ay içinde 3 kez değişikliğe uğradığını hatırlatan Günaydın, yönetmeliklerle GDO ürünlerin bilimsel komite aracılığıyla denetlenmesinin düzenlendiğini bildirdi.

Günaydın, bilimsel komitelerin kararlarına dayanak gösterdiği Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi kararlarının Avrupa yurttaşları ve bilim insanları tarafından sorgulandığını anlattı.

GDO’ya hayır platformu olarak bilimsel komite kararlarının iptali için yasal girişim başlatacaklarını açıklayan Günaydın şöyle dedi:

”Türkiye GDO’lu ürün ithalat merkezine dönüşüyor. Türkiye’de aynı ürünleri üretecek üretici ve sanayici cezalandırılıyor. Lobilerin komiteleri varsa, halkın mühendisleri, avukatları, bilim ve meslek insanları var”

Günaydın bir gazetecinin sorusu üzerine, isteyen firmaların ”ürünümüzde GDO yoktur” ibaresini ürününe yazabileceğini, GDO’lu olan ürünlerin eşik değeri ne olursa olsun etiketle belirtilmesi gerektiğini kaydetti.

BUĞDAY’DAKİ HIZLI FİYAT ARTIŞI

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, buğday fiyatlarındaki artışa da değinerek, artışın petrol krizinden bu yana görülen en büyük artış olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’nin ekili alanlarının yüzde 70′inin tahılla kaplı olduğunu hatırlatan Günaydın, kalabalık ve dinamik nüfus yapısına karşın üretimdeki yapısal sorunlar nedeniyle Türkiye’nin, buğdayda net ithalatçı konuma sürüklendiğini söyledi.

Günaydın, Türkiye’de yükselen buğday ithalatının un ihracat edilmesiyle açıklanamayacağını savunurken, buğday ithalatına karşı verimliliğin arttırılmasını, sulama ve AR-GE yatırımlarına hız verilmesini önerdi.

Sabah gazetesi

32 çeşit GDO’lu ürün incelemesiz girdi

CHP Merkez Yönetim Kurulu Raporu’nda, 26 Mart 2010’dan itibaren en geç üç ay içerisinde çıkarılması gereken yönetmeliklerin iki ay geciktirilerek, ortaya çıkan yasal boşlukta “Bilimsel Komite” aracılığıyla da, 32 çeşit GDO’nun inceleme yapılmaksızın Türkiye’ye girişine izin verildiği belirtildi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu Raporu’nda, 26 Mart 2010’dan itibaren en geç üç ay içerisinde çıkarılması gereken yönetmeliklerin iki ay geciktirilerek, ortaya çıkan yasal boşlukta “Bilimsel Komite” aracılığıyla da, 32 çeşit GDO’nun inceleme yapılmaksızın Türkiye’ye girişine izin verildiği belirtildi.

Raporda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Ekim 2009’da çıkardığı ve 6 ay içinde 3 kez değiştirdiği GDO Yönetmeliğine göre kurulan “Bilimsel Komite” aracılığıyla, 3 ayrı partide; 16 mısır, 3 soya, 3 kolza, 1 şekerpancarı, 1 patates, 6 pamuk, 1 maya ve 1 bakteri biyokütlesi olmak üzere toplam 32 GDO’lu ürünün kullanımına izin verildiği ifade edildi.

Komite kararının eleştirildiği raporda, şöyle denildi: “Komite kararlarında, ‘GDO’ların yem ve gıda (taze, konserve, un, irmik ve mamulleri gibi doğrudan tüketim dışında) kullanıldığında herhangi bir risk oluşturmayacağı kanısına varıldığı’ dile getirilmiştir.”

Raporda, Türkiye’nin, GDO’lu ürün ithalat merkezine dönüştüğü belirtilerek, şöyle denildi:

“Türkiye yılda 1 milyon tona yakın DDGS (damıtma küspesi) ve mısır grizini GDO’lu olarak ithal edip yem rasyonlarında kullanıyor, böylece kendi kepek ve küspemiz elde kalırken ABD’nin GDO’lu yan ürünleri Türkiye’yi doldurmaktadır.” (HABER MERKEZİ)

evrensel.net/

GÜMRÜKTE GDO CAMBAZLIĞI

Tüketici Dernekleri Federasyonu, gümrüklerden geçen mallara yapılan denetimlerde GDO’suz olduğu iddia edilen bazı malların GDO’lu olduğunun tespit edildiğine dikkat çekerek, “İthalatçıların foyası meydana çıktı” açıklamasını yaptı.

Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Çetin, gümrüklerde, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) denetimi için alınan gıda numunelerinin ilk ıo’unun 4′ünde GDO çıkmasıyla ithalatçıların foyasının da meydana çıktığını ifade etti.

Çetin, “Ağırlığı Cargill ve Montana olmak üzere birkaç firmanın ‘GDO’suz’ diye ithal ettiği gıdaların yarısının GDO’lu olduğu tespit edilmiş oldu” dedi. Gümrüklerde yapılan tespitlerin durumun vahametini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Çetin, “Gıda ve tohum ithalatçıları gümrüklerde yıllarca yalan beyan vererek GDO’lu gıdaları içeri sokmuş ve halka gizlice yedirmiştir. Ülke gerek gıda gerekse GDO’lu tarım konusunda tam bir ‘yolgeçen hanı’na çevrilmiştir” diye konuştu.

‘GDO UYGULAMASI İNSANLIK SUÇUDUR’

GDO’lu gıdaların son derece riskli olduğunu vurgulayan Çetin, şunları kaydetti: “Söz konusu ürünlerin tam olarak güvenli gıdalar olduğu bağımsız bilim otoritelerince ispadanmadığı sürece tüketilmesinin sağlanması insanlık suçudur. Tarım alanında ise durum daha da vahimdir. GDO’lu gıdalar bir kez ürün vermekte ve tohum yönünden kesin bir dışa bağımlılık yaratmaktadır. Ayrıca GDO’lu tohumu kullanan çiftçi, ilacını GDO şirketinden almak zorundadır.

Yurtta GDO üretim ve tüketiminin önünü açan yönetmelik, çeşitli illerde yapılan gösterilerle protesto edilmişti.

GDO’lu tohumlar ile yapılacak tarımsal üretim, Türkiye’nin tarımının kaderini değiştirecektir” AKP Hükümeti’nin uluslararası gıda tekellerinin karı için ülke geleceğini ve ülkemizin biyo çeşitliliğini ve tüketicilerin yaşamlarını riske attığını ifade eden Çetin, “Ulusal Güvenlik Yasası bir an önce çıkarılmalı, yönetmelik geri çekilmelidir.

GDO’lu gıdaların ithalatı, ihracatı, işlenmesi ve üretimi kesinlikle yasaklanmalıdır” dedi.

16.11.2009 Birgün

ÇİFTÇİLER DE GDO YÖNETMELİĞİNE İTİRAZ ETTİ

Çiftçiler, yönetmelikle izin verilen Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)’lu yemlerle beslenen hayvanların dışkılarının gübre olarak kullanılması halinde GDO’nun tarımsal üretime de bulaşacağını savundular.

GDO yönetmeliğine ilişkin uzmanlardan ve kamuoyundan gelen tepkilere çiftçilerin itirazı da eklendi. Çiftçi Sendikaları Konfederasyonun (ÇiftçiSen) ardından İzmir Çiftçi Örgütleri Güç Birliği Platformu ( ÇİFTÇİPLAT) da bugün basın açıklaması yaptı.

ÇiftçiSen yaptığı basın açıklamasında, GDO’lu ürünlerin hayvan yeminde serbest bırakılması sonucu, GDO’lu yemle beslenen hayvanların süt, et, yumurta, peynir gibi ürünleri hiçbir uyarı olmaksızın tüketiciye ulaşacağını belirtti.

GDO’lu ürün üretimi yerine bilge köylü tarımı savunan Çiftçi Sen, GDO’ların üreticilerin de, tüketicilerin de, doğanın da mezarını kazacağını söyledi.

İzmir Köy-Koop ve bağlı kooperatifler, İzmir Hay-Koop ve bağlı kooperatifler, İzmir İli Damızlık Koyun-Keçi Yetiştirici Birliği, Foça Süt Üreticileri Birliği, Ödemiş Süt Üreticileri Birliği, Tire Süt Kooperatifi, Menderes Örtüaltı Sebze Üreticileri Birliği, Tire Ziraat Odası, İzmir Veteriner Hekimler Odası’nın biraraya gelerek oluşturdukları İzmir Çiftçi Örgütleri Güç Birliği Platformu ise GDO’nun üretimine de, tüketimine de, ithalatına da karşı olduklarını açıkladılar.

Platformun dönem sözcüsü olan Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların ve ürünlerinin de GDO’lu sayılması ve dolayısıyla etiketlenmesine ilişkin hiçbir maddenin yönetmelikte yer almaması da insan sağlığının hiçe sayıldığının en büyük göstergelerinden biridir” dedi.

İkbal POLAT

polat@bianet.org

İstanbul – BİA Haber Merkezi

17 Kasım 2009, Salı